Temel Prensipler
Her insanın hikâyesi kendine özgüdür.
Benzer güçlükler yaşayan insanlar olsa da, herkesin yaşam öyküsü, ilişkileri ve ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle terapi süreci, kişiye özgü bir şekilde ele alınır.
Yargılamadan anlamaya çalışmak.
Terapi, kusursuz görünmek zorunda olmadığınız bir alandır. Kimi zaman anlatmakta zorlanılan, utanç duyulan ya da tekrar tekrar yaşandığı düşünülen deneyimler, birlikte anlamaya çalışılabilecek bir zemine dönüşebilir.
Bilimsel temeller ile insani duyarlılığı bir arada tutmak.
Şema Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi ve EMDR gibi kanıta dayalı yaklaşımlardan yararlanılırken, insanın yalnızca belirtilerden ibaret olmadığı; ilişkileri, geçmişi, değerleri ve yaşam öyküsüyle birlikte ele alınması önemsenir.
Terapiyi bir iş birliği olarak görmek.
Terapi, tavsiyeler verilen tek yönlü bir süreçten çok, birlikte düşünmeye ve keşfetmeye dayanan bir çalışmadır. Güven, açıklık ve iş birliği, terapötik ilişkinin önemli parçalarıdır.
Güven ve gizlilik.
Psikoterapinin temelinde güven duygusu yer alır. Kişinin kendisini rahatça ifade edebileceği güvenli bir alan oluşturmak ve gizlilik ilkesini korumak, sürecin temel taşlarındandır.
İnsanlar yalnızca sorunlarından ibaret değildir.
Kaygı, ilişki sorunları, özgüven güçlükleri ya da tekrar eden yaşam örüntüleri çoğu zaman daha geniş bir yaşam hikâyesinin parçasıdır. Terapide yalnızca sorunları ortadan kaldırmaya değil, kişinin kendisini, ilişkilerini ve yaşamını daha bütünlüklü bir şekilde anlayabilmesine de alan açılır.
Çünkü bazen değişim, hayatı tamamen farklı bir yere taşımaktan çok, kişinin kendisine ve yaşadıklarına artık aynı gözlükle bakmıyor olmasında başlar.