Üç Renk:Mavi(Trois couleurs: Bleu), genç ve güzel Julie’nın yetenekli ve içedönük sanatçı kocasının beklenmedik ölümünden sonra hayattaki duygusal bağlarını yitirişini, seçtiği yalnızlıkta eşinin vefatından sonra evliliğine, kendine ve eşine dair farkettiklerini anlatıyor.
Bu farkedişler kimi zaman kendine dair hislerine, kimi zaman eşiyle ilişkisinden dolayı eşine duyduğu duygulara dair olabiliyor.
Kendisini eşinin vefatından sonra katı, sönük, tatsız bir sessizliğe, yalnızlığa iten Julie’nın özgürleşmesini mavi odalarda, öfkelerinde, tereddütlerinde, pencere önündeki düşünceli ve kızgın bakışlarında hissedebiliyoruz.
Kieslowski’nin üçlü seri halindeki bu filmlerinin her birinin (diğer ikisi beyaz ve kırmızı) simgelediklerinden bahsedilir. Ve bu filmdeki mavi, özgürlüktür. Diğer iki filmi beyazı ve kırmızıyı düşündüğümüzde hepsi:mavi, beyaz ve kırmızı….Fransa.
Bu arada Fransız filmlerini sevenler için harika bir film. Müzikleri muazzam. 90’ların Parisini, sokaklarını ve kendine özgü ruhunu hissediyorsunuz. Ve yönetmene hayran kaldım ki çünkü karakterlerinin duygularını inanılmaz zarif ve gerçekçi vermiş izleyiciye… Hoş, zarif ve dokunaklı.